12 Nisan 2009 Pazar

Kakaolu Kek (Gizem-Işıl Keki)




Yeğenlerim Işıl ve Gizem bu kekimi çok sevdikleri için adını Gizem-Işıl Keki koydular.

Malzemeler

4 adet yumurta
1,5 su bardağı toz şeker
Yarım su bardağı sıvı yağ
Yarım su bardağı su
1 adet kabartma tozu
1 adet vanilya
1 paket kakao
1 tutam pasta süsü
Aldığı kadar un.




Nasıl yaptım?

*Yumurta ve şekeri beyazlayıncaya kadar çırptım.
*Beyazlayan yumurtaya 1 paket kakao ilave edilip iyice karışana kadar çırptım.
*Oluşan karışımdan yarım su bardağı kadar üzeri için ayırdım.
*Sırası ile önce yağı, suyu, kabartma tozu, vanilya ve unu ilave ederek kek hamurunu hazırlayıp, yağlanmış tepsiye döktüm.
*Fırını 150 dereceye ve alt fana ayarlayarak fırına verdim.
*Pişmeye ve kabarmaya başladıktan sonra fırını alt ve üst olarak açtım.
*Fırından çıkattığım sıcak kekin üzerine ayırdığım karışımı yayıp, onunda üzerine pasta süslerini serptim.

Afiyet olsun.

Labada ve ve ve Labada sarma

Birçok yörede bilinmeyen labada, biz Bulgaristan göçmenlerinde (sarması ve yemeği) bol yapılan bir bitkidir. Yemeği ve sarmasının en önemli özelliği hafif ve kokusuz olmasıdır.
Labada yemeği aynı ıspanak gibi yapılır.
Sarma tarifini paylaşmadan önce size labada bitkisi hakkında kısa bilgi vermek istiyorum.




Orjinal Adı: Rumeoc patienta

Diğer Adları: Efelek

Bilgi :Karabuğdaygiller familyasındandır. Kuzukulağının yakın akrabası olan labadanın ülkemizde yetişen 25 kadar türü vardır. Bunlardan en yaygını olan Adi labada (R. patienta), sulak yerlerde kendiliğinden yetişen, aynı zamanda tarımı da yapılan ve 0,5-2 m. arasında boylanabilen, çokyıllık otsu bitkidir. Kazık kökü dallı olup dışı kahverengi ve içi sarıdır. Yuvarlak kesitli dik gövdesi, uzunlamasına çizgili ve genellikle kırmızımsı renklidir. Yaprakları almaşık dizili, saplı, uzunca, oval ya da elips biçimli ve kenarları hafif dalgalı olur. Yazın açan çiçekleri gövdenin tepesinde kırmızımsı yeşil renkli salkımlar halinde bulunur. Bitki, çiçeklerinden olgunlaşan meyvesindeki tohumlarla çoğalır.

Labadanın yapraklarında çeşitli mineral ve vitaminler; kazık köklerinde nişasta, şekerler, reçine ve antrakinon türevleri bulunur. Anadolu'nun bazı yerlerinde labada yapraklarıyla salata, sebze yemekleri ve 'efelek dolması' denilen özel etli yemeği yapılır. Meyvelerinin demlendirilmesiyle yapılan 'gığış çayı' bazı yerlerde çay yerine içilir.

Tibbi Etkileri ve Kullanımı Sağlığa yararlı bazı etkileri kuzukulağınınkine benzeyen labadanın, tıbbi etkileri ve onlardan yararlanma yöntemleri şöylece sıralanabilir:

• Yaprakları, bedeni güçlendirici toniktir.
• İştah açıcıdır.
• Kanı ve bağırsakları temizler.
• Hafif müshil etkisi vardır.

Bu etkiler için, labadanın yapraklan çiğ olarak yenir ya da % 5'lik standart dekoksiyonu yapılarak içilir. Yani, 1 litre sıcak suya 50 gr. taze labada yaprağı konulup 15-20 dakika kadar kaynatılır. Böylece elde edilen dekoksiyon, günde iki-üç kez birer bardak alınır.

• Yaprakları, deri hastalıklarında etkilidir. Çıbanları olgunlaştırır. Yara ve egzamaları iyileştirir. Bu etkileri sağlamak üzere, labadanın yapraklarıyla yara lapası hazırlanır ve şikayet edilen yerlere dıştan uygulanır.


Nurgül'ün Labada Sarması



Labadaları yıkayarak kaynamış suya sokup çıkartarak sendirdim.
Yalancı dolma içi tabir edilen (içinde kıyma olmayan) içinde pirinç,peynir,baharat olan bir harç hazırlayarak labadaları muska şeklinde sardım, tencereye dizdim. Üzerini bir parmak geçecek şekilde içinde yağ,salça,tuz olan su döktüm ve pişmesi için ateşe verdim. Suyun kendini çekmesi ile ateşten indirdim.

Biz Bulgaristan göçmenlerinde bazı kesimler sarmayı kışın yemek amacı güderek konservesini yaparlar.

Konserve tarifi ise:
Yukarıda verdiğim tarifte sarmalar hazırlanır. Cam, metal kapaklı kavonozlara doldurulur. Hazırlanan dolu kavanozları alacak büyüklükte içi su dolu kazan veya tencerede havası alınmak üzere kaynatılır. İşte bukadaaaar.....

Saat

Saat nedir?

* Saat (zaman) - 60 dakikalık zaman dilimine verilen isim mi?
* Saat (alet) - Zamanı ölçmeye yarayan aygıt mı?
* Saat (zevk) - Kıyafeti, evin dekorunu tamamlayan aksesuar mı?

Bu sorular uzayıp giderken.....

Son dönemde saatlere olan ilgimi anlatmadan geçemeyeceğim. Yeni bir merak olmasına rağmen küçücük bir koleksiyonum oldu bile.






Bu da koleksiyonumun yeni üyesi. Hoş geldin 'SARI SAAT' :)

5 Nisan 2009 Pazar

Telaş mı, Deneyim mi, Ders mi?



İşte geldiiiiiiiim burdayım....

Yoğun bir hafta sonu geçirdim. Sınavlarım nedeni ile iki gün Tekirdağdaydım.
Güneş, deniz, temiz hava, sıkıntı, telaş ve macera bir arada yaşadım.
Cumartesi sabah eşimle Tekirdağ'a doğru yola çıktık. Yollarda sınav nedeniyle korkunç bir trafik vardı. Trafik yoğunluğunu İstanbullulardan çok dinlerdik ama buralarda görülen durum değildi. Ne kadar sinir bozucu olduğunu bu hafta sonu tecrübe ettim. Trafiğin sıkışıklığı yetmez gibi birde yolda kaza olmaz mı? Yarım saat olan yola bir buçuk saatte çıkarttık Saat 08,55 da Tekirdağdaydık. Yani sınav saati gelmişti :( Biz okulun yerini bile bilmiyorduk. Sorduğumuz her kişi bize ayrı bir yer gösteriyor gittiğimiz her okul başka bir yer çıkıyordu. En sonunda bir taksici ile karşılaştık okulu bildiğini kendisini takip etmemizi istedi... Bizi öyle bir yere götürdü ki nerden girdik nereye çıktık gittiğimiz yer neresi? Her neyse bizi bir okulun önüne götürdü ve 'burası' diye işaret etti. Ben bir hışımla arabadan indim ve koşmaya başladım kapıya geldim ki ne göreyim o okul değil...
Sabah sabah şaka gibi....
Arabaya geri döndüm koltuğa yaslandım ve eşime 'çek sahile geç kaldık' dedim ki karşımıza bir çocuk çıktı aradığımız okulun az ilerde olduğunu söyledi... Umudumun bitti an Hızırın yetişmesi, mucize böyle bir şey olsa gerkti. Lastiklerden çıkan sesi, hızı görmenizi isterdim... çocuğun tarif ettiği yer doğruymuş okul karşımdaydı... Saat 9.05 olmuştu ve girmek için son dakikalardı koşarak sınıfa ulaştım. Sınava girdim ki ne göreyim sınav giriş kağıdım, kimliklerim arbada kalmış..... Sınıf 3. katta :) Hızlıca geri döndüm ama araba ve eşim ortada yok :( park yeri aramak için gitmiş.... Okul bahçesi sesimle çınladı 'Ömeeer nerdesiiiin. noluuur gel' bir yandan ağlıyorum, b,r yandan bağrıyorum....
Sesimi duyan eşim yüzünde korku, koşarak yanıma geldi, giriş belgesi elinde idi bana verdi... son bir ümit elimdeki kağıtla sınıfa dönerken dizlerimin bağı çözüldü ve merdivenlerden düştüm... dizlerim tutmuyor ve toparlanamıyor, kalkamıyorumdum öylece kalakaldım.... Bir yandan ağlıyor bir yandan 'Allahım bu sınava girmemi istemiyor musun?' diyordum. Ben yerde öylece dururken sınav gözetmeni halimi gördü ve gelip beni kaldırdı... 'Son dakika hadi koş 'dedi.... Sonunda sınıfa ulaştım...
Gidişim sıkıntılı idi ama sınavım çok güzel geçti...



Cumartesi hava çok güzeldi sabahki koşuşturmadan sonra eşimle attık kendimizi sahile..







Sabahki kötü kaderimi vurmak ister gibiydim...



Dört atıştan 2 balon vurdum :)



Sahilde gezerken Tekirdağın kadim dostuna rastladım. İşte bu pelikan... Okadar yaşlıki hala yaşaması onunla karşılaşmak beni çok mutlu etti....








Eeee Tekirdağ'a gidip o nefes, o meşhur köftesini yememek olmaz dimi ama :)

2 Nisan 2009 Perşembe

Kaymaklı Patates Yemeği



Ben Bulgaristan/Silistre (1989) göçmeniyim.
Bulgaristan balkanlarda konumlandığı için hayvancılık gelişmiştir. Bundan dolayı yemek kültürüne hayvansal ürünler(süt,kaymak,et ve et ürünleri) yoğun olarak yansımıştır. Bizde hemen hemen her yemekte kaymak-süt ikilisi kullanılır.....
Bugün bizim yöreye ait, yapımı son derece basit, 'mantar tadı' veren bir yemek paylaşmak istiyorum...

Malzemeler:

5-6 adet orta boy patates
1 adet orta boy soğan
1 kaşık biber veya domates salçası
2 tepeleme yemek kaşışı kaymak
3 su bardağı kaynamış su
bir tutam tuz
bir tutam nane

Yapılışı:

1-Soğan ufak doğranarak pempeleşinceye kadar kavrulur.
2-Kavrulan soğanlara 1 kaşık biber salçası katılır.
3-Küp doğranmış patatesler ilave edilerek 3-4 dakika hep birlikte kavrulur.
4-Üzerine 3 barsak kaynatılmış su ilave edilerek patetesler dağılıncaya kadar pişirilir.
5-Tuz ve nane ilave edilir.
6-Pateteslep piştikten sonra ateşin altı kapatılır ve kaymağımız ilave edilir.
7-İsteğe göre Nane servis edilirken de serpile bilir.

Dikkat edilecekler:

1-Kaymak,süt üstü diye tabir edilen yoğurt kasesi gibi kaselerde satılanlardan olacak.(Tatlı üzerine konan kaymaktan değil)
2-Kaymak, kaynarken değil yemek piştikten sonra konur.
3-Suyun çok fazla kalmamasına dikkat etmek gerekir.
4-Patetesle diri kalmamalı çok pişirilmelidir.

Not: Yukarıda da belirttiğim gibi bu yemeğin en büyük özelliği, mantar içermemesine rağmen MANTAR TADINDA olması.

İşte bukadaaaaaaaar :)
Umarım beğenirsiniz

Afiyetler olsun efendim......