29 Eylül 2011 Perşembe

Bugünkü Ruhaniyetim


Bir konuda birine ihtiyacınız vardır.
Beş defa o konuyu o biriyle yapmayı denersiniz bir türlü olmaz, olamaz.

Einstein bile
'Aptallığın en açık kanıtı, aynı şeyi defalarca yapıp farklı sonuç almayı beklemektir' demişken ve beş kere yaşamışken:
Siz olsanız altıncıyı o aynı biriyle tekrar dener miydiniz?


Peki bu kadar haklı gerekçem varken DUR - HAYIR dememi engelleyen vicdanımdaki şey nedir?

26 Eylül 2011 Pazartesi

KANTARON OTU

İçinizde kantaron otunu bilen var mı?



Halk arasında mide ilacı olarak bilinen, depresif hallerde de kullanılan bitki..

Yaklaşık dört ay önce safra kesesi amaleliyatı oldum. Öncesi ve sonrasında bitmek bilmeyen mide ağrısı şikayetlerim vardı. Tiryakiler gibi mide ilaçları ile gezerdim ta ki bu bitkinin çayını keşfedene kadar.
Bitkisel çay ve çözümlerini yararlarının yanında bilinmeyen yan etkileri olduğundan dolayı korkarak kullanırım. Fakat ilgili bitki ağrılarımda hatırı sayılır bir azaltma yarattı.

Konuyu Eczacı bir arkadaşımla da paylaştım bana doğru olabileceğini fakat bu bitkinin kanı sulandırma etkisinin olduğunu kullanırken dikkat etmemi söyledi...
Aman yan etkilerine dikkat diyerek derdime deva olan bitki özelliklerini sizlerle de paylaşmak istiyorum.

KANTARON OTU



Hypericum perforatum L.) Tarla, yol ve orman kıyılarında, tepelerde ve çayırlarda Temmuz’dan Eylül’e kadar çiçeklenen ve ülkemizde, sari kantaron, kan otu, kılıç otu, mayasıl otu ve yara otu gibi yöresel adlara da sahip olan şifalı bir bitkidir. Bitki 25-60 cm boyunda olup, çok dallıdır ve sapları ayrı olduğu halde bir şemsiye biçimindeki çiçekleri 5 parçalı, korolla altın sarisi renkli ve kenarları siyah renkli guddeli tüyler ile çevrilidir . Erkek organları çok adette ve 3 demet halinde bir araya toplanmıştır. Yapraklar ışığa karşı tutulduğunda, yağ guddeleri, parlak noktacıklar halinde kolaylıkla görülür. Bitkiye binbirdelik otu denmesi bu özellikten ileri gelmektedir. Yanılmamak için, tam olarak açmış bir çiçeği parmaklarınızın arasında ezdiğinizde, ondan kırmızı bir su aktığını göreceksiniz.

Faydaları ve Kullanım Alanları

• Yaraların iyileşme sürecini hızlandırabilir
• Hafif ve orta şiddetteki depresyonlarda rahatlatıcı ve sakinleştirici etkisi vardır.
• Korku, endişe, kaygı, umutsuzluk ve çaresizlik duygularının giderilmesinde yardımcıdır.
• Siyatik, eklem iltihabı (artrit) ve pre-menstural kramplar (Adet öncesi ağrı ve sıkıntılar) giderilmesinde faydalıdır.
• Safra salgısını uygun yönde etkileyerek sindirim sistemini rahatlatabilir.
• Kronik yorgunluk sendromunda, uykusuzluk, menopoz dönemindeki sıkıntı, stres ve gerginliklerin giderilmesinde etkili olabilir.
.Her derde deva olduğundan bahsedilir.özellikle mide ağrılarına birebir geldiğini bizzat gözlemlenmiştir. Ayrıca zeytinyağına ufalanarak merhem haline

Yan Etkiler ve Etkileşimleri:
Uyarılar ;
• Hamileler veya emziren kadınlar kullanmamalıdır.
• Sarı kantaron kullanımı açık tenli insanlarda ışığa karşı hassasiyet meydana getirebilir. Fotosensibilizasyon etkisi nedeniyle sarı kantaron kullanan kişilerin yoğun güneş ve solaryum ışınlarından uzak durmaları gerekir.
• Lens proteinleriyle olası reaksiyon sebebiyle katarakt gelişebileceğinden, gözler yoğun güneş ışınlarından korunmalıdır.
• Sentetik diğer antidepresanlarla bir arada kullanılmamalıdır. Birlikte kullanılması ilaçların etkileşmesine ve de olumsuz sonuçların doğmasına neden olabilir.
• Antıkoagulan ilaçlar, doğum kontrol ilaçları, antidepresan ilaçları, antikanser ilaçlar, HIV tedavisinde kullanılan ilaçlar ve digoksin, indinavir, siklosporin gibi ilaçlarla birlikte alınmaması gerektiği belirtiliyor.
• Bazı ilaçlarla etkileşime girdiği gerekçesiyle sarı kantaronun satışı Fransa’da yasaklanmıştır.
• Tansiyonu yükseltebileceği için yüksek tansiyonu olan kişilerin kullanmaması gerekir.
• Doktorun izni olmadıkça çocuklara verilmemelidir.
•Ağır depresyon ve intihar eğiliminin olması durumlarında doktorun izni olmadıkça kullanılmamalıdır.
•Organ nakli yapılan kişilerin kesinlikle sarı kantaron kullanmaması gerekir!

Kantaron olan kapsül, tablet, tentür, çay ve yağ bazlı losyonlar gibi çeşitli formlarda kullanılmaktadır.

Çayın hazırlanması:
1 bardak kadar kaynayan su içerisine 2 kaşık kadar kuru sarı kantaron ekleyerek 10 dakika kadar demleyin ve için. ortalama 4-6 hafta sürekli günde 1 veya 2 bardak olarak tüketilmesi önerilir.

22 Eylül 2011 Perşembe

MİM


Sevgiciğim gecikmiş MİM kabul olur değil mi? :)


"bir günlüğüne ruhum aynı kalmak koşulu ile kadın/ erkek olsam ne yaparım, ne haltlar karıştırırım?" diye sorulmuş...

Mim hakkat çok zormuş...Hımm ne yapardım acaba?

Erkeklere özgü şu an aklıma gelmeyen her şeyi ama her şeyi yapar ve kesinlikle bir maganda olurdum.
-Önce kendime bir kız hatta birçok kız bulur onları ayarlamak için türlü kurlar yapardım.
-Stadyuma gidip 22 adamın koştuğu tek topun , kenarda seyrederken küfür edip bağırmanın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalışırdım.
-Kadın götürülmeyen 'iç dökme' adını verdikleri erkek toplantılara katılıp bunun zevki nerede bunu çözmeye çalışırdım.
-Arabadan inip ağaç dibine işeme zevkini tatmak isterdim.
-Gece eve geç gelirdim.
-Gıcık olduğum bir iki kişiyi bu vasıta ile döverdim.
-Bide erkek gözüyle, kimliği ile bir kadın nedir, nasıl sevilir, baba olmak nasıl bir şey bunu öğrenmek isterdim.

Bende bu zor mimi
Aynur (küçük halaya)
Nilhana
pas ediyorum..

19 Eylül 2011 Pazartesi

Güzel Söz


Hayatına anlam katan her olay özeldir, seni yaşama bağlayan herşey aslında bir mucizedir, önüne geçemediğin tek şey kaderdir bugün yaşadığın herşey dünden kalma sebeplerdir ve aslında hayat denen şey yanlızca yaşayabildiğin kadar güzeldir..

Herkese iyi bir hafta diliyorum...

16 Eylül 2011 Cuma

İkizler



Anne Sorar:
-Oğlum sen nesin?
Ömür Berk:
-Ertet (erkek)
Anne sorar:
-Peki Öykü ne?
Ömür Berk:
-Ödü annen tıs (Öyküyle annem kız)
Anne sorar:
-Oğlum siz Öyküyle ikiniz nesiniz?
Ömür Berk:
-Titis (ikiz)






Anne Sorar
-Öyküm sen nesin?
Öykü Nur:
-Tııs (Kız)
Anne sorar:
-Peki Ömür Berk ne?
Öykü Nur:
-Mayman (maymun)
Anne sorar:
-Hayır o erkek sen kızsın şimdi sen söyle Ömür Berk ne?
Öykü Nur:
-ıııı Ödü maymaaan (hayır Ömür Berk maymun)
(nerden duyduki bunu?)
Anne sorar:
-Peki Öykü Nur siz Ömür Berkle nesiniz?
Öykü Nur:
-Titiss mayman (ikiz maymun)



'Neden ikizleri birbirlerinin aynı giydirirler?' diye düşünürdüm hep.
Aynı elbiseden neden iki tane alınır ki ayrı ayrı giydirmek varken?
Çocukların seri imalat olduğu illa gösterilmeli mi, karşıdan belli mi olmalı?
Demek ki neymiş yaşayınca öğreniyorsun nedenini...
İnanın öyle illallah dedim ki söz konusu sadece giyim olsa ve kız-erkek olmasalar ikisini de tek çeşit giydirip çıkartacağım. Kavga yok ve böylesi daha kolay...
Bide tüm çocuk gelişimciler onları ayrı giydirin, farklı bireyler gibi davranın akılları veriyor. Nasıl olacak? Gelin kolaysa siz öyle davranın. Bakalım çocuklar ayrı davranılsın istiyorlar mı?
Verilen çikolatanın boyutuna bile takıyorlar 'neden benimki daha kısa' diye...
Her giyim sonrası 'bana da toka tak, bana da elbise giydir, bana da aynı çanta tak, benim pipi' ağlamaları. Beni annem uyutacak, aynı sandalyeye oturmak istemeler, aynı ayakkabıyı giymek istemeler. Hadi gel de çocuğa sen kızsın sen erkeksin, siz ayrı bireylersiniz, kardeşsiniz anlat, adaleti sağla üstelik 18 aylıkken...

9 Eylül 2011 Cuma

Hayırlı Cumalar

Anne karnındaki ikizler gün geçtikçe büyüyorlarmış.Bu arada etraflarında olup bitenleri fark ediyorlarmış. Bulundukları güvenli yeri tanıdıkça mutlulukları artmış. Birbirlerine hep aynı şeyi söylüyorlarmış; ''Anne karnına düşmemiz burada yaşamamız ne harika değilmi? Hayat ne güzel...'' Büyüdükçe içinde yaşadıkları dünyayı keşfe koyulmuşlar. Hayatın kaynağını araştırırken, karşılarına anneleriyle bunları birbirine bağlayan kordon çıkmış. Bu kordon sayesinde hiçbir zahmet çekmeden güven içinde büyüdüklerini tesbit etmişler; ''Annemizin şefkati ne kadar büyük,bize bu kordonla ihtiyacımız olan herşeyi gönderiyor'',demişler.. Artık aradan aylar geçtikçe hızla büyüyorlarmış.Bu değişiklikleri hayretle gözlemlerken bir gün gelip bu rahat dünyayı terk edeceklerinin işaretlerini almaya başlamışlar. İkizin biri diğerine sormuş; ''Neler oluyor ? Bütün bu olanların anlamı ne? '' Öteki daha sakin ve aklı başındaymış. ''Bütün bunlar bu dünyada daha fazla kalamıyacağımız anlamına geliyor,galiba burdaki hayatımızın sonuna yaklaşıyoruz '' demiş.. ''Ama ben gitmek istemiyorum. '' diye haykırmış kardeşi, ''Hep burda kalmak istiyorum.'' Diğeri onu teselli etmeye çalışmış. ''Elimizden gelen bişey yok belki doğumdan sonra da hayat vardır '',demiş. ''Bize hayat veren bu kordon kesildikten sonra bu nasıl mümkün olabilir ? '' Diye ümitsizce söylenmiş diğeri... ''Bizden öncede birileri buraya gelmiş ve gitmiş hiçbiri geri gelmemiş ki bize doğumdan sonra hayat olduğunu söylesin..'' ''Hayır bu herşeyin sonu olacak...''demiş ve eklemiş.. ''Belki de anne diye bişey de yok..'' ''Olmak zorunda !'' diye itiraz etmiş kardeşi; ''Buraya başka türlü nasıl gelebiliriz ki? '' ''Sen hiç anneni gördün mü? ''diye üstelemiş öteki. ''O belki de sadece zihnimizde var.Bi anne düşüncesinin olduğu bizi rahatlattığı için onu belki biz uydurduk.'' Anne rahmindeki son günler bu şekilde sorgulamalarla geçip gitmiş. Sonunda doğum vakti gelmiş. İkizler dünyalarını terk ettiklerinde gözlerini başka bi dünyaya açmışlar ve sevinçten ağlamaya başlamışlar.. Çünkü gördükleri manzara hayallerinin kat ve kat ötesindeymiş....
( buradan çaldım http://umutsepeti.blogspot.com/ )
Hayallerimizin de ötesinde gerçeklere kavuşabilmek,yarınlara umut ve inançla ulaşabilmek duası ile....
Herkese Hayırlı Cumalar

8 Eylül 2011 Perşembe

Güzel Söz

Bazen insan "ben iyiyim" dediğinde, gözlerinin içine bakıp, "iyi değilsin, biliyorum." diyecek birine çok ihtiyaç duyar.

7 Eylül 2011 Çarşamba

Bıda Bıdaa

Resimdekileri tanıştırayım: Öykü Nur, Babası ve Bıda bıdaaa..
Olay birkaç hafta önce Öykü Nur'un kedilere 'bıda bıda' demesiyle başladı. Buraya kadar her şey normal. Biz ilgili kelimeye güldükçe ve düzeltmeye çalıştıkça her gördüğü kediye 'bıda bıda' demeye başladı. Kelime günden güne dahada pekişti. Artık bildiği kelimeleri söylemiyor birçok şeyi 'bıda bıda' diye anlatıyor. Diğer kardeş boş durur mu? Tamda çift kelimeli cümle kuruyor, erken konuşacak derken iki gündür oda 'bıda bıda' modunda. Ayrı ayrı dışarı çıkartıyor, farklı arkadaşlarla oynatıyorum durum düzeliyor fakat bir araya gelince durum aynı. Karşılaştıklarında 'bıda bıda' nın versiyonlarında kendi aralarında bir şeyler konuşuyorlar. Dün Ömür Berki çektim 'Öykü Nur senine ne konuştu' diye sordum yanıtı 'bıda bıda,tidaa, kidaa' dı :/ Bide cevapladı kızayım mı sevineyim mi? :/
Korkum ikizler arasında var olduğu söylenen ikiz dili. İkizler kendi aralarında daha basit dille konuşuyor ve daha az kelime kullanıyorlarmış. İkiz dili kullanan ikizlerde konuşma ve dil bozukluğu görülüyormuş. İkisiyle de iletişimi , ilgiyi arttırdık umarım çözeriz...
Ha bu arada kedileri de artık sevmiyorum söylemiş miydim?

Ney


ney sesi ile gel gör beni aşk neyledi by...
Düşündüm de ''Ney'' i bana sevdiren nedir? Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri mi? Yoksa kör kuyu bulamayıp İÇİMİ KEMİREN SIRRIMIN yükümü?
''Ney'' in hikayesini bilir misiniz?
İslam geleneğinde neyin doğuşu ile ilgili bir çok rivayet vardır. Bunların en meşhuru şöyledir: “Peygamberimiz ilahi aşk sırrını Hz.Ali”ye söylemiş. Bu sırrın yükü altında ezilen Hz.Ali gidip Medine dışında kör bir kuyuya bu sırrı anlatmış. Kör kuyu bu sır ile coşup köpürmüş ve taşmış. Su her yeri kaplayınca kenarlarında kamışlar yetişmiş. Oralardaki bir çoban bu kamışlardan birini kesip muhtelif yerlerinden delmiş ve üflemeye başlamış. Çıkan ses kalplere coşku ve heyecan verip ilahi sırrı anlatır olmuş. Peygamberimiz tesadüfen bu çobanın ney sesini işitince bu durumu anlamış. O günden sonra ney,bir ilham kaynağı olmuştur.”
Bugünkü manada neye ruhunu veren Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleridir. “Türk olsun ,Acem olsun; musiki aşıkların ortak gıdasıdır.” Görüşündeki Mevlana,mesnevisinin ilk on sekiz beyitini de bu cazibeli çalgıya ayırmıştır.

5 Eylül 2011 Pazartesi

Sorularım var?



Videoyu görünce bunlar benim ikizler olsaydı ne hissederdim diye düşündüm? Peki ya siz?

Cep telefonu almayı düşünüyorum önerdiğiniz marka veya model var mı?
Profesyonel fotoğraf makineleri ile ilgili de sorularım olacak:
Canon 550D mi? Nikon d90 mı? Farklı model önerileriniz var mı?

Bayramlar iyi ki var DİMİİİ?



29 Ağustos saat 18,00 suları Ömür Berk burnunu çekmeye başladı,
Saat 20,00 suları hapşırıklar geliyordu ve saat 02,00 veee 38,7 ateş. Vayy başıma gelenler :(
Kontrol altına aldık neyse ki ateşi.
Ama yolculuk öncesi içim rahat etmedi. Bayram namazı hemen sonrası saat 10,00 suları Ömür Berk yine hastanede...
Evinden çağrılan uzman doktor, kan, idrar vs vs. neyse ki tahliller temizdi Viral denip grip ilaçlarıyla eve gönderildik.
Saat 17.00 suları başlayan Bayram yolculuğumuz Ömür Berk'in huzursuzluklarına, gribi kardeşine geçirmelerine aldırmadan devam etti.
İlk durağımız Pınarbaşı Köyü baba anneleriydi. Tüm sevdiklerimiz oradaydı. Nedeni Öykü Nur ve Ömür Berk'in Zeynep Halalarının o akşamki nişanıydı. Aile arası(ev içi) diye planlanan nişan ailenin büyüklüğü nedeniyle bahçeye taştı. İyide oldu. Öyle keyifliydi ki bahaneyle herkesi bir arada görebildik, zaman geçirdik...
Gün bu kadar mıydı? Tabi ki değil.
Nişanın sonunu göremedik. Kendi babamın astım nöbeti geçirerek hastaneye kaldırıldığı haberini aldım. Ağzım burnumda Çorlu'ya geri döndüm fakat babamı görmeden Öykü Nur ve Ömür Berk 38,5-39 ateşle sürpriz yaptılar :( O an o panikle adımı sorsanız hatırlar mıydım bilemiyorum.
Yaradandan gelene itirazım yok üst üste olması beni şaşırttı. Şimdi üçü de iyiler. Ne diyelim Rabbim beterinden saklasın..

Tüm heyecanına rağmen Bayram, bayram tadındaydı. İyi ki elini öpeceğimiz ailelerimiz var. Bir gün elimizi öpecek evlatlarım yanımda. İyi ki tüm sevdiklerimi bahaneyle de olsa göreceğim bayramlar var...





Öykü Nur Ve Ömür Berk ilk harçlıklarını aldılar. Görmelisiniz istemem yok ve hooop çantaya, hiç bir şeker kaçırılmadı, ya bu çocuklar bayramı bilerek mi doğuyorlar ne?



Ömür Berk çift kelimeli cümle kurmaya başladı. 'Anna dittiiii' 'Dede dedeiii'







Zeynep Ablam Allah tamamına erdirsin...



Not:Resimler köyden..

1 Eylül 2011 Perşembe

Hayat bana güzell ;)




Hayat bana güzell ;)
Gözlerim görüyor, kulaklarım duyuyor, ellerim ayaklarım tutuyor.
Rahatça nefes alabiliyorum.
Tüm sevdiklerim yanımda. Uzakta olanlarında özlemi yanımda. Hayatta özlemek de güzel...
Hayallerim var. Bu hayallerin peşinden gidebilecek kadar da CESUR BİR YÜREĞİM VAR
Gülebileceğim çok şey var.
Ağladığım da oluyor ama hayat zaten böyle tezatlarla güzel.
Okuyorum. Okudukça çoğalıyorum. Çoğaldıkça taşıyorum.
Yazıyorum. Yazınca hafifliyorum. Hafifleyince gülümsüyorum.
Her gün farklı bir sabaha uyanıyorum....
Bu hayatı yaşadıkça o sonsuz sona bir adım daha yaklaşıyorum ve sabırsızlanıyorum.!
İnişlerim kadar çıkışlarım, çıkışlarım kadar çıkmazlarım var.
Mücadelelerim var. Sonunda yenilgilerim, yenilgilerim kadar zaferlerim var.
Hayat bunlarla güzel.
Hayat bana böyle, başkasına farklı güzel.
HAYAT HEP GÜZEL,HEP GÜZEL... ;)))