29 Ekim 2011 Cumartesi

19 Ekim 2011 Çarşamba

26 Şehit, 70 milyon yaralı...


Bugün tüm kelimeler anlamsız boğazım düğüm düğüm.
‎26 Şehit,
26 Hayat,
26 Anne,
26 Baba,
26 Kardeş...
Milyonlarca Türk..
Bugün çok öLdük....
Şehitlerimize Rahmet Ailelerine sabırlar diliyorum.
Ülkemizin Başı Sağolsun...

15 Ekim 2011 Cumartesi

Güzel Söz



Hayallerinin peşinden koş!
Bir gün mutlaka yorulacaklar..

*P. Auster

İYİ BİR HAFTA SONU GEÇİRMENİZ DİLEĞİYLE...

9 Ekim 2011 Pazar

Beni BEN yapan o yer



Çocukken söylediğimiz bir şarkı vardı..

Orda bir köy var, uzakta
O köy bizim köyümüzdür.
Gezmesek de, tozmasak da
O köy bizim köyümüzdür.

Orda bir ev var, uzakta
O ev bizim evimizdir.
Yatmasak da, kalkmasak da
O ev bizim evimizdir.

Orda bir ses var, uzakta
O ses bizim sesimizdir.
Duymasak da, tınmasak da
O ses bizim sesimizdir.

Orda bir dağ var, uzakta
O dağ bizim dağımızdır.
İnmesek de, çıkmasak da
O dağ bizim dağımızdır.

Orda bir yol var, uzakta
O yol bizim yolumuzdur.
Dönmesek de, varmasak da
O yol bizim yolumuzdur.



Yer: Bulgaristan, Silistra, İskra köyü...
Benim doğduğum büyüdüğüm ev. Her bir köşesi anılarımla dopdolu. 22 yıldır görmedim. İlk kez dün gece güncel fotoları elime geçti. Bakımsızlıklıktan çürümüş ama her haline yeniden aşık olduğum benim için kutsal bir yer. Geceden beri her karesine dönüp dönüp defalarca bakıyorum.



Öyle özlemişim ki anılarımı film karesi gibi bir bir geçti gözümün önünden.

Kuzenim Erbil abimle göle yaptığımız kulübe. Aynı göle beni düşürmesini.
Babamın eski evini.
Babaannemi uyutup, çocuk halimizle dört kuzenin bindiği motosiklet turunu.
O yıllarda dedemin, babam, amcamın bağlılığı yaşadıkları ve yaşattıkları saltanatı.
Dedemin köyde aldığı ilk renkli televizyon ve araba cakasını.
Dedemin bahçesindeki dev serayı.
Ablamın pişirdiği makarnayı, annem kızmasın diye bana yedirip yedirip hazmetmem için o ağaçların altında beni koşturması.
Arka bahçedeki arı kovanına taş atıp beni ısırmaları.
Bir dönüm yerdeki tüm yeşil biber ve domatesleri toplayan ablam ve Erbil abim yüzünden babaannemin hepimizi dövmesini.
Beni bir türlü sevemeyen, gördüğü yerde kabararak kovalayan hindiyi.
Bahçedeki fındıkları.
Avludan atlarken kırılan bacağım.
Meyve ağaçlarını, en çokta kiraz ağcının altında ciğerci kedileri gibi ağaçtaki ablamdan atmasını beklediğim kirazları.
Babaannem ve dedemin anıları. Fakirlikten bugüne gelişleri.
Bağ bozum zamanlarını. Yapılan ev rakısı ve şarapları.
Ormandaki kuzu çevirmeleri.
Anne ve babamın acı kaybı Ahmet abimin vefatını.
Gizli gizli yapılan ibadetleri. Gizli kutlanan bayramları, kesilen kurbanları.
Benimde son yıllarında şahit olduğum soy kırım, işkenceleri.
Değişen isimleri. Benim adım Nora idi.
Babamı oturttukları elektrikli sandalyeyi. Öldü diye bırakıp Rabbimin onu bize bağışladığı o yılları.
Annem ve Babamın Türkiye' ye gelebilmek için verdikleri mücadeleyi.
Ama buna rağmen anılarımla dopdolu nicee yıllar....



Düşünüyorumda duyanın neresinde ne kadar iyi şartlarda yaşarsan yaşa insan anılarından kopamıyor. Beni ben yapan o yerde yeniden olmak için neler vermezdim.
Kim bilir belki bürgün.... aynı yerde...

3 Ekim 2011 Pazartesi

Sadece masum bir sabırsızlık


Bir süredir çocuk ve yetişkin dünya klasikleri kitap serisi edinmek istiyordum.
İçlerinde okumadıklarım vardı ve kitaplığımda çocuklara kalacak güzel bir arşiv omasını istiyorum.
Konuyu eşimle her paylaştığımda 'beke okul dönemleri gazeteler veriyor. Baskı ve kağıt kalitesi de iyi. Hem kupon toplarız hem bahaneyle gazeteyi internetten değilde elden okuruz' diyordu.
Ne yaptım tabi ki dinlemedim. Yok dayanamadım.
Bugün dışarı çıkınca DNR a uğradım, elde yok getirelim dediler istemedim. Aklıma koydum ya illa hemen olacak eve gelir gelmez netten siparlş etmeye kalktım. Net alışveriş koliği ben ilk kez dolandırılıyordum karşılıklı atışmalar ve tehtitlerln sonucunda sipariş ve kartların iptaliyle olayı sonlandırdık. E bu kadar sabırsızlığın ardından bir alamet gelmemesi tuhaftı.İşin yoksa bir hafta yeni kredi kartı bekle...
Yok yok böyle olmayacak evrene inat yarın sabah doğru DNR...

Bu arada Alyazmalım dizisini izliyor musunuz? Günümüze uyarlanmış. Biz pek bir keyifli izliyoruz tavsiye ederim. Yazıyı yazdığım şu saatlerde TV de gösterimde. Hadi ben de seyre...

Hayırlı akşamlar...

Bugünlerde Biz



Başlangıç sözüm: Sonbaharı sevmiyorum.
Havanın puslu,yağmurlu,serin oluşu,dökülen yapraklar melankolik yapıyor beni yahu..
İçimi garip bir hüzün kaplıyor.
Üşüyorum. Üşümeyi sevmiyorum.
Dışarı çıkarken ne giyeceğimi bilemiyorum.
Çocuklarla alıştığımız park bahçe doğa düzenimiz kapalı alanlara kaydı e sıkılıyoruuuz...




Yıldızların mi, sonbaharın mı, depresif durumumun etkisimi bilmem bu günlerde değişim ve alışveriş modundayım.
Beni bilen bilir alışkanlıklarıma aşığım. Değişimi sevmem. Bu nasıl anlatılır bilmem ama alışkanlıklarımı yıllarca aynı yerde görmeyi severim. Örneğin saçımı boyattım mı şekli ve rengi yılarca aynı kalır. Koltuklarım odamın şekli dolabımın düzeni aynıdır.
Dediğim gibi son günlerde ne olduysaaa saçım, boyutu, kıyafetim, evim, perdelerim, telefonum, televizyonum, duvarımın rengi, koltuklarım, fotoğraf makinem, saç kurutma makinem, kişisel bakım aletlerim, dolaplarımın içi, düzeni bile değişim halinde...
Teknoloji manyaklığım hat safhada. Teknolojiyle ilgili her yeniliği evimde hayatımda ister boyuttayım.



Çocuklar şaşkınlar. Sonbaharın onları parklardan ayırması, can sıkıntısını annelerinin seçimler yaptığı mağazalarda eşlik ederek gideriyorlar. Ayak uydurmuş gibiler, benden çok onlar eğleniyor alışverişi sevecekler mi ne?
Babaya not :Yandın...





Son olarak
Beni sessiz sedasız yurt dışından izlediğini bildiğim anneme-babama duygulanacakları not:
Öykü Nur babannesi dahil tüm orta yaşlı bayanlara 'annaanna' diye sesleniyor.
Ömür Berk soruyor
-Annaanne?
Ben
-Ati de oğlum gelecek,
Ömür Berk yine soruyor
-Deden?
Cevaplıyorum:
-Ati oğlum gelecek,
Yarım saatte bir aynı soru yağmuru yineleniyor. Çalan her kapı her telefona 'dedem' diye koşuluyor..



Geldiklerinde 'nasıl sarılacaksınız?' diyorum.
Kollar açık 'MAMAAŞ' diye cevaplıyorlar.
'Size ne getirecekler' diyorum?
'Ciciş ve mama' diyorlar..
Benzeri daha ne muhabbetler....
Onlara kendinizi özletmeye ne hakkınız var? ÇOK ÖZLEDİK DÖNÜN KUZUM ARTIK...

2 Ekim 2011 Pazar

Güzel Söz



‎-Dünyanın neresinde olursan ol,
Bulunduğun yerde değil düşündüğüm yerdesin.-

*J. Christophe*

İyi bir pazar geçirmeniz dileğiyle....